Vitaminler vücudumuz için neden gereklidir?

28.10.2013 12:05

A Vitamini



  •  Göz problemlerini ve körlüğü önler.


  •  Bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek cilt sorunlarını engeller.


  •  Sindirim sisteminde oluşan ülserleri tedavi eder.


  •  Soğuk algınlığına ve böbreklerde, mesanede, akciğerlerde ve mukus zarlarında enfeksiyonlara karşı vücudu korur.


  •  Dokuların bakım ve onarımı, yeni hücrelerin gelişmesi, kemiklerin ve dişlerin oluşumu için de son derece önemlidir.


  •  Bunlardan başka A vitamini antioksidan olarak faaliyet yaparak hücreleri kansere ve diğer hastalıklara karşı korur, yaşlanma sürecini yavaşlatır, yağ depolanmasına yardımcı olur. A vitamininin vücut açısından diğer bir önemi, proteinlerin A vitamini olmadan kullanılamamasıdır.


  •  A vitamini eksikliğinde derinin pullanması, akne gibi cilt sorunları, iskelet gelişiminin duraklamasını içeren büyüme eksikliği, kornea ile ilgili sorunlar ve körlük görülebilir. Ayrıca A vitamini eksikliğinde vücut enfeksiyona daha açık hale gelir. Bu nedenle A vitaminine “anti-enfeksiyon” vitamini denilmektedir.


B2 Vitamini (Riboflavin)



  •  Göz yorgunluğu, kataraktların önlenmesi ve tedavisi için B2 vitamini gereklidir.


  •  Karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasına yardımcı olur.


  •  Ayrıca deri dokularının, tırnakların ve saçların oksijen kullanımına destek verir, kepekleri giderir.


  •  Bunların yanı sıra demir ve B6 vitamini alımına yardımcı olur, eksikliği ise hamilelikte bebeğin gelişimine zarar verebilir.


B12 Vitamini



  •  Anemi hastalığını önlemek için gereklidir.


  •  Alyuvar üretiminde folik asitin düzenlenmesine yardım eder ve demir kullanımına yardımcı olur.


  •  Doğru sindirim, besinlerin alınması, protein sentezi, karbonhidrat ve yağ metabolizması için gereklidir.


  •  Vücut 5 yıllık B12 vitaminini depolayabilir, fakat bu vitamin özellikle hayvansal dokularda bulunur. Sinir tahribatını önler, doğurganlığı sağlar, hücre oluşumunu ve oluşan hücrenin uzun yaşamasını sağlar.


  •  Sinir uçlarının normal gelişimini kolaylaştırır, hafızanın güçlenmesine ve öğrenmeye yardım eder.


  •  Bu vitaminin eksikliğinde yürüme bozukluğu, kronik yorgunluk, depresyon, sindirim bozuklukları, baş dönmesi, uyku hali, karaciğer büyümesi, göz bozuklukları, halüsinasyonlar, baş ağrıları, dil enfeksiyonu, huzursuzluk, zor nefes alma, hafıza kaybı, sinirsel bozulmalar, kalp çarpıntısı, kansızlık, kulaklarda çınlama, omurilik yıpranması gibi rahatsızlıklar görülebilir. Vitamin B12 eksikliği çoğu kez kalın sinir liflerinin miyelin kaybıdır. Bunun bir sonucu olarak birçok insanda dış duyu kaybı fazladır ve şiddetli vakalarda felç olması bile olasıdır.


  •  B12 vitamini, bir hidrojen alıcısı olarak koenzim görevi yapar ve çeşitli metabolizma faaliyetleri yürütür. En önemli işlevi belki de gen kopyalanmasında koenzim olarak fonksiyon göstermesidir. Bu sayede B12 vitamininin iki önemli görevi olduğu söylenebilir: büyümeyi ve eritrositlerin oluşumunu hızlandırma.


C Vitamini (Askorbik Asit)



  •  Yabancı zararlı maddelerin zehirlerinden vücudu arındırmanın yanı sıra temizleyici bir vitamindir.


  •  Doğal olarak üretilen kortizonun daha iyi çalışmasını sağlayarak bir antihistamin olarak hareket edebilir.


  •  C vitamini kemik iliği içinde hemoglobine ve alyuvar üretimine katkıda bulunur, bağlantı dokusunda kolajen oluşturulmasına yardımcı olur.


  •  Bağırsaklarda demir emilimini artırır ve yaraların iyileşmesinde yardımcı olur.


  •  Anti-stres hormon üretimini sağlar ve kanserin önlenmesine yardımcı olur.


  •  Enfeksiyonlara karşı korur, bağışıklığı kuvvetlendirir, demir alımını artırır, kolestrol seviyelerini ve yüksek tansiyonu düşürebilir, kan pıhtılaşması ve çürümeye karşı insan vücudunu korur.


  •  Vücut, C vitaminini kendisi üretemez. Bu nedenle besinlerle dışarıdan alınması gerekir. C vitamini eksikliği yaraların yavaş iyileşmesi, kanama, ödem, aşırı derecede zayıflık, deri altında kanama, enfeksiyonlara açıklık, soğuk algınlığı ve bronşit enfeksiyonları, eklem ağrıları, enerji eksikliği, sindirimde bozukluk, iyileşme süresinin gecikmesi, kolaylıkla vücutta çürümeler oluşması ve diş kaybı ile sonuçlanabilir.


  •  Askorbik asit olmadan vücudun hemen hemen bütün dokularında yapılan kollajen lifleri kusurlu ve zayıftır. Bu nedenle C vitamini deri altı dokusu, kıkırdak, kemik ve dişlerde liflerin büyümesi ve dayanıklılığı için gereklidir. C vitamini eksikliğinde yaralarda iyileşme hızı düşer. Bu durum hücrelerde kollajen liflerin birikiminin eksikliği ve hücre içi bağlayıcı maddelerin yetersizliğinden kaynaklanır. Sonuçta genellikle birkaç günde iyileşebilen bir yaranın iyileşmesi için ayların geçmesi gerekir.


  •  C vitamini eksikliği kemik büyümesini duraklatır. Büyüyen hücrelerin arasında yeni kollajen birikimi bulunmadığından kemikleşme yetersiz kalır ve kemikler büyüme noktalarından kolaylıkla kırılabilirler. Yediğimiz meyve ve sebzelerden aldığımız C vitamini, vücudumuza girdiğinde 60-70 kg taşıyabilen sağlam kemiklerimizin inşasında kullanılır. Kemik hücrelerinin kemikler için gerekli vitamini bilmesi, kimyasal analiz yaparak bu vitamini tanıması, sonra da en verimli şekilde kullanması hiçbir tesadüfi olayla açıklanamaz. Şuursuz bir hücrenin onlarca mineral, vitamin arasından sadece kendisine faydalı olanları ayıklaması, Allah’ın bedenimizde yarattığı mükemmelliklerden sadece biridir.


  •  Ayrıca, C vitamini yokluğu kemik büyümesini duraklatır. Büyüyen hücrelerin arasında yeni kollajen birikimi bulunmadığından kemikleşme eksik kalır ve kemikler büyüme noktalarından kolaylıkla kırılabilirler. Askorbik asit eksikliği bulunanlarda kemikleşmesi tamamlanan kemiklerde yeni kemik matriksi oluşturulamaz. Bunun sonucunda kırılan kemik iyileşmez.


  •  Eski dönemlerde özellikle uzun süre karaya çıkmayan ve dolayısıyla taze sebze-meyve tüketemeyen denizcilerde C vitamini eksikliğinden kaynaklanan skorbüt hastalığına sık rastlanmaktaydı. Bu hastalıkta endotel hücreler, birbirlerine uygun şekilde yapışmadıklarından, damar çeperinde bulunan kollajen lifler yetersiz kalır. Bunun sonucunda kan damarlarının çeperleri aşırı derecede duyarlı hale gelir ve kılcal damarlar kolayca yırtılabilir. Bütün vücutta pek çok iç kanama görülür. Derinin altındaki bu kanamalar bazen bütün vücudu kaplar ve şiddetli C vitamini eksikliğinde ön kol derisinde kırmızı lekeler ortaya çıkabilir. İleri derecede skorbüt hastalığında bazen kas hücreleri ayrılır, dişler sallanır ve ağızda enfeksiyon gelişir.


D Vitamini



  •  Kalsiyum ve fosforun sindirim yollarında kullanımı ve emilimi ile özellikle çocuklarda büyüme için gerekli bir vitamindir.


  •  Kas zayıflığına karşı vücudu korur. Kalp atışının düzenlenmesinde etkilidir.


  •  Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.


  •  Tiroit fonksiyonları ve normal kan pıhtılaşması için gereklidir.


  •  D vitamini sindirim sisteminden kalsiyum emilimini artırır ve kemiklerde kalsiyum birikimine yardım eder. D vitamini kalsiyum emilimini ve kalsiyumun aktif taşınmasını hızlandırarak artırır. Özellikle bağırsak dokularındaki epitel hücrelerde kalsiyum emilimine yardım eden, kalsiyum-bağlayıcı proteinlerin oluşumunu artırır.


E Vitamini



  •  Kanser ve atardamar hastalıklarının önlenmesi için önemli bir antioksidandır.


  •  Sekiz farklı fakat birbirleriyle bağlantılı molekül ailesinden oluşur.


  •  Kan dolaşımını ve normal kan pıhtılaşmasını güçlendirir.


  •  Dokuların onarımı için gereklidir, bazı yaralar etrafında iz oluşma ihtimalini azaltır.


  •  Kan basıncını azaltır, kataraktı önler, atletik performansı geliştirir, bacaklardaki krampları açar, kılcal damar duvarlarını güçlendirirken sağlıklı sinirler ve kaslar oluşturur.


  •  Ayrıca sağlıklı bir deri ve cilt için gereklidir.


  •  Anemi ve prematür (erken-doğum) bebeklerde oluşan göz bozukluluklarına karşı vücudu korur.


  •  Yaşlanmayı geciktirir ve yaşlılık lekelerini önleyebilir.


  •  Birbiriyle ilgili birçok bileşik, E vitamini etkisi gösterir. Hemen hemen tüm vitaminler gibi E vitamini eksikliği de normal büyümeyi engeller ve bazen böbrek hücrelerinin bozulmasına neden olur. E vitamini yokluğunda hücrelerde doymamış yağ asitleri azalır ve mitokondriler, lizozomlar ve hatta hücre zarı gibi organellerde anormal yapısal ve işlevsel değişiklikler görülür.


Folik Asit



  •  Beynin gıdası olarak değerlendirilir.


  •  Enerji üretimi, büyümenin hızlandırılması ve alyuvarların üretimi için gereklidir.


  •  Hücrelerin doğru olarak bölünmesi ve kopyalanması açısından da önemlidir.


  •  Depresyon, sinir bozukluğuna karşı koruyucudur.


  •  Hamilelik sırasında embriyonun ve sinir hücrelerinin oluşumunun düzenlenmesine yardım eder.


Prematür bebek doğumlarını önlemeye yardımcı olur.


Folik asitin vücuttaki en önemli görevi DNA sentezinde gerekli olan pürinlerin ve timinin sentezi sayılabilir.


Düşük folik asit durumunda, hücre bölünmesinde kontrol zayıflar, bu da kanser riskini artırır. Protein metabolizmasıyla ilişkilidir.


B3 Vitamini (Niasin)



  •  B3 vitamini asıl olarak kan dolaşımının ve derinin sağlıklı olması için gereklidir.


  •  Ayrıca bu vitamin sinir sisteminin, karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmalarının sağlıklı olarak çalışmasında, kolestrolün düşürülmesinde ve hafızanın kuvvetlendirilmesinde de etkilidir.


Besinlerle vücudumuza giren vitamin ve minerallerin her biri farklı organlar tarafından değerlendirilir. Örneğin kırmızı kan hücreleri, diğer hücrelere oksijen taşınması için gerekli olan demiri, vücuda giren bütün metallerin içerisinden seçip alır. Karaciğer hücresi, böbrek hücresi vs. her birinin seçtikleri maddeler ise ihtiyaca yönelik olarak farklıdır.


Hücrelerinizde kusursuzca işleyen bu seçim mekanizması Allah’ın insanlar üzerindeki rahmetinin açık bir göstergesidir.


B1 Vitamini (Tiyamin)


Vücutta önemli faaliyetlerde bulunur:



  •  Kan dolaşımını güçlendirir ve kan oluşumuna yardım eder.


  •  Karbonhidrat metabolizmasının düzenli çalışmasında etkilidir.


  •  Ayrıca hidroklorik asit üretimine destek verir.


  •  Algılama faaliyetleri ile beyin fonksiyonlarını geliştirir.


  •  İyi sindirim için önemlidir.


  • Aynı zamanda bu vitaminin yaşlanmadan kaynaklanan vücut yıpranmalarına karşı da antioksidan etkisi yaptığı bilinmektedir.


  •  İnsanlarda B1 vitamini eksikliği sindirim bozukluklarına, deride ve gözlerde yanma hissine, ağız köşelerinde çatlamaya, baş ağrıları ve zihinsel depresyona, unutkanlığa yol açar. Merkezi sinir sistemi enerjisinin hemen hemen tamamı karbonhidrat metabolizmasına bağımlıdır. Tiyamin eksikliğinde, merkezi sinir sisteminin nöron hücrelerinde kromatoliz ve şişmeye sık rastlanır. Kötü beslenen nöron hücreleri için karakteristik olan bu değişiklikler, merkezi sinir sisteminin çeşitli bölümleri arasındaki iletişimi bozabilir. Ayrıca tiyamin eksikliği sinir liflerinin miyelin kılıflarınında dejenerasyonuna yol açabilir. Bu durum sıklıkla sinirlerin aşırı hassasiyet kazanmasına sebep olur. Beyincikten omurgaya giden yollarda ise felç etkisi oluşturan dejenerasyonlar görülebilir. Bazen felç etkisi olmasa da, kaslar ileri derecede güçsüz kalırlar. Tiyamin eksikliği kalp kasını da zayıflatır. Öyle ki şiddetli bir eksiklikte kişide kalp yetmezliği gelişir. Tiyamin eksikliğinde sindirimle ilgili hastalıklar da ortaya çıkar.


Piridoksin



  •  Piridoksin hücrelerde amino asit ve protein metabolizmasıyla ilgili birçok kimyasal reaksiyonlar için koenzim olarak görev yapar. En önemli rolü, amino asitlerin sentezinde koenzim görevidir. Sonuç olarak, piridoksin metabolizması özellikle protein metabolizmasının birçok noktasında kilit rol oynar. Aynı zamanda bazı amino asitlerin hücre zarlarında taşınmasında da görev yaptığı bilinmektedir.


Pantotenik Asit



  •  Pantotenik asit vücutta pek çok metabolizmada rol alan koenzim A (KoA) ile bağlanır. Bu maddenin yokluğu karbonhidrat ve yağ metabolizmalarının çalışmasını bozabilir. Metabolizma açısından diğer vitaminler kadar gereklidir.


K Vitamini



  •  Bir yerimiz kesilip kanamaya başladığında, pıhtılaşma mekanizmasının en önemli elemanlarından bir tanesi olan trombositler devreye girer. Çeşitli enzim ve proteinlerin etkisiyle meydana gelen ilk tıkaç, hayati derecede önem taşır. Çünkü kan eğer pıhtılaşarak bu akışı durdurmazsa, bizim bunu durdurmak için yapabileceğimiz bir şey yoktur. Kanın normal süresinde pıhtılaşması ise esasen K vitaminine bağlıdır. Bir yerimizi kestiğimizde kan durmuyorsa beden K vitamininden yoksun demektir. K vitamini vücutta olsa, ancak kan hücreleri bu vitamini tanımasa ya da hücre içine alacak seçimi yapmasa, pıhtılaşma sistemi işlemeyecektir. Gözle görülmeyen bir seviyede, sayısız detayın bu sistemi kusursuzca işletecek mükemmellikte olması, değil tesadüflerin bilinç sahibi insanların çabasıyla dahi mümkün olmaz. Çünkü bu düzen ”kusursuzca var eden” Allah’a aittir. (Haşr Suresi, 24)


  •  K vitamini karaciğerde kan pıhtılaşması için önemli olan protrombin, faktör VII, faktör IX ve faktör X’un oluşumu için gereklidir. Bu nedenle K vitamini eksikliğinde kanın pıhtılaşması gecikir. K vitamini kalın bağırsakta bakteriler tarafından sentezlenir. Bununla birlikte kalın bağırsak bakterileri büyük miktarda antibiyotiklerin alınmasıyla bozulmaya uğrarsa, K vitamini eksikliği gelişir. Çünkü bu bileşik besinlerde çok az miktarda bulunur.


  •  Unutulmaması gereken önemli nokta, yukarıda faydalarını saydığımız ve insan yaşamı için hayati öneme sahip tüm bu minerallerin Yüce Rabbimiz tarafından, tam da insanların ihtiyaçlarına göre yaratıldığıdır. Kainattaki her detayı olduğu gibi mineralleri yoktan var eden de, insan vucüdundaki etkisini meydana getiren de alemlerin Rabbi Yüce Allah’tır. Bu gerçek bir ayette şöyle bildirilir:


“Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah’ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz...” (İbrahim Suresi, 34)


“Yerde sizin için üretip-türettiği çeşitli renklerdekileri de (faydanıza verdi). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayetler vardır.” (Nahl Suresi, 13)